Her şey Alman Rahip Martin Luther’in 1517’de 95 tezini yayınlamasıyla başladı. “İnayet Tanrıdadır” diyerek Papa’nın o zamanki inayetine indirdiği bu büyük darbe ile yeni dünya düzeninin kurulmasındaki ilk tohumları attı. O zamana kadar Hristiyanların iki ana mezhebi olan Katolik ve Ortodoksluğun yanına artık Protestanlıkta girmiş oldu.
Şu anki dünya siyasetini anlayabilmek için Hristiyanlığı tam olarak anlamalıyız. Bu noktada karşımıza çıkan iki kavram vardır: Eski Ahit ve Yeni Ahit. Kısaca bahsedecek olursak eğer Eski Ahit üç kısımdan oluşan; Tevrat, Zebur ve İlahi yorum denilen Peygamberlerin hikayelerinin anlatıldığı bölümü içine alan kitaptır. Yeni Ahit ise M.S. 325 tarihli İznik Konsili’nde Lahuti yani Teslis inancı nezdinde kabul görülmüş olan Matta, Markus, Luka ve Yuhanna İncillerinden oluşan kitaptır.
Hristiyanlar Eski ve Yeni Ahite inanırlarken, Yahudiler sadece Eski Ahiti kutsal kitapları olarak görürler. Hristiyanlıkta da Katolikler ilk olarak İncile sonra Tevrata inanırlarken, Protestanlar İlk Tevrata sonra İncile inanırlar. İplerin koptuğu nokta tam olarak burasıdır. Kabala, Tevrat ve İncillerden harmanlanmış yeni bir din oluşturmuşlardır. İşte bu yeni din, yeni dünya düzeninin irrasyonel temelini oluştururken daha sonradan siyaset felsefesine dönüştürülmüştür. Bu yeni din aslında Protestanlığın kabulü ile oluşturulmuş Prütenizm mezhebidir. Prütenizm ise şu andaki adı ile Evanjelizmdir. Evanjelizm’e 327 milyon nüfusu olan Amerikalıların 110 milyonu inanmaktadır. Buradaki Evanjelistler; Siyonist Hristiyanlardır.
Nasıl oluyor da bu insanlar aynı anda hem Hristiyan hemde Yahudi olabiliyorlar diye soracak olursak eğer cevabı birbirlerini kullanmaktan geçiyor diye verebiliriz. Yani Evanjelistlerin, Yahudilere biçtikleri bir misyon vardır. Onlara göre Tanrının iki tasavvuru vardır. Bunlar:
- İlahi Tasavvur
- Dünyevi Tasavvur
İkincisi Yahudiler içindir. Bu para, dünya hakimiyetidir. İlki ise Evanjelistler içindir. Bu da öbür dünya yani ahiret hakimiyetidir. Bir nevi Dünyayı Yahudilere bırakıp, cenneti kendilerine aldıkları bir inançtır bu.
Evanjelistlerin kendi cennet hayatlarına hazırlandıkları bu inançlarından sizlere bahsedeceğim ki bu şu anki Amerika’nın yönetim siyasetini açıklar. Hiçbir Amerika Başkanı Evanjelist olmadan başkan olamaz. Başkanların yönetim şekli farklı olsa da varacakları nokta hep aynıdır. O nokta Mesih inançlarıdır. Ve İncildeki kehanetlerin gerçekleşip son kıyamet savaşı olan Armageddon’un olmasını beklerler.
Yahudilerinde Mesih inancı vardır fakat onlar Mesih’in Hristiyan inancında ki gibi Hz. İsa değil, Hz. Davud’un soyundan geleceğine inanırlar.
Evanjelistlerin inancına göre Tevrat ve Zeburu içeren Eski Ahitte ki kehanetler gerçekleştikten sonra İncili içeren Yeni Ahitte ki kehanetler gerçekleşebilecektir. Ki İsrail Devletinin kurulması bu kehanetlerden birisiydi. Eski Ahitte geçen bir diğer kehanet ise Süleyman Tapınağının yeniden inşasıdır. Bütün bunları düşününce bile İsrail’in şu anda neden böyle bir politika güttüğünü anlamamız mümkün olur.
Evanjelistlere göre kehanetleri gerçekleştirmenin en kısa yolu dünyayı bir felakete sürüklemektir. Yani onların inancına göre yeryüzünde kargaşa olursa İsa Mesih semadaki rahat hayatını bırakıp yeryüzüne iner ve müdahale eder. Bu onlar için Tanrıyı kıyamete zorlamaktır. Bu sebeple dünyayı karıştırmak onların başlıca misyonu olmuştur.
Hristiyanların inancına göre Tanrı kıyametin olacağını 7 kiliseye haber verecektir. Ve Yeni Ahitin son bölümü Küçük Asya Havarisinde, bu 7 kiliseyi Havari Yuhanna bildirir. Bizim için garip olan şudur ki Ahitte geçen 7 kilisede Türkiye’nin Ege bölgesinde bulunur. Bunlar Salihli, Efes, Bergama, İzmir, Alaşehir, Denizli ve Akhisar kiliseleridir.
Mesih inançlarına dönecek olursak eğer yedi yıllık buhran döneminden sonra İsa Mesih yeryüzüne inecek ve Armageddon denilen kıyamet savaşını komuta edecek. Bu savaş Anti-Christ’e karşı olacak ki bu Deccaldir. Deccal de onlar için Müslümanlar ve Hristiyan olmayanların hepsidir. Savaşı kazandıklarından sonra bulutlara yükselecekler ve 1000 yıllık bir altın çağ onlar için başlayacaktır.
Yahudilerin inancı bu şekilde olmasa da Dünya siyasetinde her yönden desteği kendilerine Evanjelistler verdiği için onları kendi mesihleri – ki bu Hz. Davud soyundan birisi- gelene kadar onları kullanıyorlar.
Bir inancın doğru olup olmadığına değil, bu inanç uğruna insanların neyi göze aldıklarına bakmak gerek.
Osmanlıyı yıkma çabalarının, Ermeni soykırımı diye bir saçmalık uydurmalarının, İsrail diye bir devlet kurmalarının, Irak’ı işgal etmelerinin, Demokrasi dağıtıyoruz diye Suriye’yi, Afanistan’ı yerle bir etmelerinin alt metnini anlamak için onların bu inançlarını anlamamız gerek.
Bizim vatanımızın milli güvenliği anlamında Egede bulunan 7 inayet dönemi kilisesini anlamaz isek Yunanlıların büyük hayali Megali İdea’yı, Kudüs’ü, Ayasofya’yı anlayamayız. Pkk’yı, Pyd’yi, Işid’i anlayamayız. Bu bütün farklı farklı kumaşlar aynı terzinin ürünüdür çünkü.
Ben gerçekten Evanjelist olan Abd yöneticilerinin kendi dinleri doğrultusunda bekledikleri Mesih için bu siyaseti güttüklerine inanmıyorum. Onlar sadece kendi ideolojileri uğruna dinlerini sömürüp, halklarına bunu kabul ettirmek ve yeni dünya düzenine yön vermeyi amaçlamaktadırlar. Bütün nihai sonuç, kimyasal silahlarla dünyanın yarısından fazlasını öldürmek olan bu devletler bu dini kullanmaktadırlar. Ve bizde uyur vaziyette olduğumuz sürece perde arkasını bilmeden bunları izlemeye mahkumuz.
Üzerimizdeki ölü toprağı atıp bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi sizce de?

